17 12 2009

ÇARDAK ( Göksun-K.Maraş)

 

     "Çardak"  Res. Faruk KUTLU 

 

 

 

 ALİ BOLAT

 

Çeçen yazar Abuzar Aydemirov’un ünlü Uzun Geceler adlı tarihi romanını defalarca okuduktan sonra, köyümüzün kuruluşunu daha bir merak eder oldum. Çünkü Aydemirov’un bu romanında anlatılan ana tema; Türkiye deki Çeçenlerin dedelerinin göçüdür. Yazar bu eserinde İmam Mansur’dan bu yana Kafkasya’nın ve Çeçenistan’ın genel durumunu, gelişen bölümlerinde ise yirmi üç bin kişinin Türkiye’ye göçünü, bir roman halinde ve doyumsuz bir Çeçence ile anlatmaktadır. Aydemirov romanı yazmadan evvel yıllarca süren araştırmalar yapmıştır. Hatta bu amaçla Türkiye ye gelmiş, göç eden Çeçenlerin toplu olarak ilk konakladıkları Muş şehrine giderek bilgiler topladığını rahmetli yazar T.C.Kutlu’dan dinlemiştim. Aydemirov’a göre Muş ovasında üç ay kadar kalan Çeçen göçmenler, yaz sonunda gerisin geri memleketlerine dönme kararı alarak sınıra doğru hareket etmişler ve Arpaçay da sınır bölgesinde Osmanlı askerleri tarafından güç kullanılarak geri çevrilmiş ve oradan Türkiye içlerine dağılmışlardır. Roman bu dağılışı anlatarak sona erer. Romanı uzun uğraşlar sonu Türkçe’ye tercüme ettim. Ancak romanı okuduktan sonra Türkiye içlerine dağılan Çeçenleri çok merak eder oldum. Özellikle de kendi köyüm Çardak’ın kuruluşunu ve dördüncü kuşaktan dedem Hacı Zağa’nın gelişini çok merak ettim. Türkiyeli bir Çeçen olarak da bu dağılmanın serüvenini açıklamanın benim için bir görev olduğunu düşündüm.

Kendimce Çeçenlerin göçü ile ilgili küçük bir araştırma yapmak istedim. Yazılı hiçbir belge de bulamadım. Çardak’ta bilgisine başvurmak istediğim büyüklerden de işe yarar bir bilgiye ulaşamadım. (Hoş şimdi büyük bizler olduk ya.) Bir anlatım, bir hikâye, bir şarkı, kuşaktan kuşağa aktarılan bir söylence bile yoktu.

Köyde kahvede otururken bu konuyu açtığımda, köyün kuruluşu ile ilgili Abdurrahman Güney’in bilgisi olduğunu söylediler. Hemen emekli öğretmen Sayın Abdurahman Güney’i bulup bildiklerini anlatmasını rica ettim. O da köyün kuruluşunun babaannesiyle ilişkili olduğunu, bunun büyüklerinden kendilerine böyle aktarıldığını açıklayarak şöyle anlattı:

— Babaannem Namâta bin dokuz yüz elli altı tarihinde öldü. Öldüğünde tam yüz yaşında idi. Bize büyüklerimiz tarafından anlatıldığına göre; köyün kurulduğu bu alana Adana tarafından sekiz on hanelik bir Çeçen gurubu, hayvanları ve sürüleriyle birlikte son güz zamanı gelmişler. Bir pınarın başında çadırlarını kurup konaklamışlar. (Şu anda bu pınar Abdurahman Güney lerin evlerinin avlusu içindedir.) Akşam kar yağmaya başlamış. İşte o akşam baba annem Namata doğmuş. Sabahleyin kalktıklarında her tarafın karla kaplandığını ve bir yere gidemeyeceklerini anlayarak orada konaklamışlar. Yapabildikleri geçici çadır veya barakalarında o kışı orada geçirmeye karar vermişler.

Buraya gelen bu ilk gurup sekiz on hane kadarmış. Bunlar bu günkü Erdoğan’lar, Güney’ler, Genel’ler ve birkaç ailedir. Gelen göçmen Çeçen gurubu daha kuzeylere belki de kendi vatanlarına dönmeye niyetliymişler. Ancak bir daha kimse geri dönememiş. Daha sonradan gelenlerin ise köyün daha üst yanlarında ki boş alanlara yerleşmeleriyle köy büyümüş. Babaannem elli altı da yüz yaşında öldüğüne göre, bizimkilerin buraya geliş ve ilk yerleşim tarihi bin sekiz yüz elli altı olmak durumundadır.

Sayın Abdurahman Güney’in anlatımı böyle. Çardağın kurulduğu yerin ormanlık bir alan olduğu söylenir. Yapılan ilk camisinin minaresi kalın bir ağaç gövdesine çakılan dönel basmaklardı. Bu ağacın, olduğu yerde kökleriyle bırakılarak etrafına basamaklar çakıp minare yapıldığı söylenirdi. Bu minareyi bizden küçükler bile iyi bilir. İlk yapılan bu cami, zaman tadilat ve tamirat yapılmış olmakla birlikte halen durmaktadır. İç kısımda cami duvarında tarih yazılı bir küçük levha vardı. Halen duruyor mu bilemem. Bu levhada 1876 tarihi vardı.

İlk yerleşilen evlerin hemen alt tarafında köyün ilk mezarlığı vardır. Köy kuzey ve batıya doğru genişlediği için bu mezarlık hala durmaktadır. Köye sonradan gelip yerleşenlerle köy nüfusu ve hane sayısı artınca, köyün üst yanında ikinci bir mezarlık yapılmış. Bu mezarlık daha sonradan köyün içinde kaldı. Altmışlı yıllarda da mezarlık oradan sökülerek yerine bu günkü belediye binası yapıldı.

Bu durumda köye ilk gelip yerleşenlerin geliş tarihi 1865 den evvel olmak gerekmektedir. Oysa biliyoruz ki; Kafkaslıların ilk büyük göçü 1864 de, Çeçenlerin ilk büyük grubu ise (beş bin aile olarak belirtilmiştir) 1865 yılında Türkiye ye gelmiştir. O zaman köye ilk gelenlerin bahsedilen göçten de evvel gelmiş olmaları gerekmektedir. Bu doğru olabilir mi? Aşağıda Osmanlı arşivinden alınma bir belge vardır ki buna göre gelmiş olmaları ihtimali vardır. Bunun cevabını ancak sağlam kaynaklara dayandırmak gereklidir. Buda ancak Osmanlı arşivlerine bakmakla mümkündür. Arşivden belge bulmak, aramak için uzmanlık gerekmektedir. Üç dört yıl evvel Sakarya Üniversitesi öğretim üyelerinden Sayın Doç. Dr. Fethi Güngör’ün bu zahmetli işi üstlendiğini, Kafkasya ile ilgili bütün belgeleri bu günkü Türkçeye çevireceklerini kendisinden dinlemiştim. Bu iş ne kadar gerçekleştirildi bilmiyorum, ama Kafkas Vakfının yayın sitesindeki bir sayfada şu belgeyi buldum:   (Belge Sayın Güngör tarafından hazırlanmıştır.)

                             

BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVİ

İrade-i Meclisi Valâ Belge No:20949    23 Şaban – 1278

İskânı Muhacirin Komisyonu görevlisinin sadarete sunduğu 1861 tarihli rapor:

(Rapor uzundur. Ben bizi ilgilendiren bölümünü alıyorum.)
“Tecürlü ve Delikanlu aşiretlerinin hasar ve ziyanlarının oralardan kat etmiş olmasıyla beraber bu asayişin devamını istihsal eylemek lâzımeden olduğundan mezkûr Uzunyayla ve havalisinin kapı ve kilidi makamında bulunan Elbistan kazasında Tecürlü yaylağı denen mahalle yerleştirmek içün üç yüz seksen hane, zikrolunan Elbistan’a gönderilmiş…”(Raporda gönderilenlerin, Kabardey, Altıkesek, Hatukay ve Çeçen kabileleri olarak belirtilmiştir.)

Burada bahsedilen Tecürlü ve Delikanlu aşiretlerinin yaylağı denilen yerler Çardak’ın önünde bulunan yaylaklardır. Tarihte, bu yaylaklar için bu iki aşiretin zaman zaman birbirleriyle kanlı kavgalara da giriştikleri sabittir.

Bu durmada 1861 tarihinde buraya gönderilen Çeçenler, Abdurahman Güney’in tarihinde birkaç yıllık bir sapma olmakla birlikte rapor da bahsedilenler olabilir. Veya onun bahsettiği gurubun üzerine gelmiş de olabilirler.

Çardak’ın kuruluşu ile ilgili başka anlatımlar da vardır. Ancak bana en doğru ve mantıklı olanı bu geldi. Arşivler açılıp yeni belgeler bulunursa daha sağlıklı bilgilere ulaşılabilir.

 

ALİ BOLAT

 

Yazının tamamı için bkz:

http://www.turkiyetanitim.net/denizli/177/cardak.html 

 

ÇARDAK ' lı ŞİİRLER :

 

http://pondar.blogcu.com/tarik-cemal-kutlu-sair-yazar/6554170 

 

http://pondar.blogcu.com/selim-canbolat-sair/6508403

 

http://pondar.blogcu.com/cardak-la-simgelesen-degerlerimiz/6529226

 

http://siir.edebiyat.org/siir/siir.asp?siir_id=162640&sair=365&sira=33&adet=49

 

http://www.cardakcpl.k12.tr/forum-oku-6908-afsili_sair_yazar_nurettin_ertekinin_cardak_elmasi_icin_yazdigi_siir.html

 

 

 

 


492
0
0
Yorum Yaz